Batı Darfur Valisi Abbeker’in öldürülmesi kınandı

Sudan’ın batısındaki Batı Darfur eyaletinin valisi Hamis Abdullah Abbeker’in başkanı olduğu Sudan Koalisyonu, Vali Abbeker’in öldürülmesinden dolayı üzüntülerini bildirerek, saldırıya ilişkin 15 Nisan’dan beri orduyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetlerini (HDK) suçladı.

2020 yılında Güney Sudan’ın başkenti Cuba’da Sudan hükümeti ile barış anlaşmasını imzalayan koalisyondan yapılan açıklamada, “ihanet” olarak nitelendirilen bu tür davranışların tutsaklarla ilgili uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtildi.

Saldırıyı kınayan koalisyon, cevap verme hakkını saklı tuttuğunu ifade etti.

Öte yandan Sudan Adalet ve Eşitlik Hareketinden yapılan açıklamada, valinin öldürülmesi kınandı.

“Vali konutuna baskın düzenlendi”

“Silahlı milislerin” vali konutuna baskın düzenlediği ileri sürülen açıklamada, “Milislerin valiyi kaçırdığı ve bilinmeyen bir yere götürdüğü, ardından eşi görülmemiş bir gaddarlık ve barbarlıkla öldürüldüğünü gösteren görüntüler ortaya çıktı.” ifadesi kullanıldı.

Yaşananların tehlikeli bir gelişme olduğuna dikkat çekilen açıklamada, olay Batı Darfur eyaleti idare merkezi Cuneyne şehri ve çevresinde işlenen ve işlenmeye devam eden korkunç ihlallerin bir uzantısı olarak nitelendirildi.

“Cuneyne’de yaşananlar gerçek bir felaket ve kapsamlı bir soykırım”

Cuneyne’de yaşananların sivilleri de etkileyen gerçek bir felaket ve kapsamlı bir soykırım olduğu vurgulanan açıklamada, valiye yönelik suikast ve sivillere yönelik sistematik cinayetlerin devleti ve tüm bölgeyi uğursuz bir yola sürükleyeceğinin altı çizildi.

Etnik temelde sivilleri hedef alan kesimleri bu konuda fazla ileri gitmemeleri konusunda uyaran hareket, hükümeti, Afrika Birliği’ni ve Birleşmiş Milletler’i “olanı sadece kınamaya” değil, bağımsız ve şeffaf bir tutum sergilemeye çağırdı.

Darfur Avukatları Barosu ise Batı Darfur valisinin “bu düzeyde bir barbarlık, vahşet ve gaddarlıkla” öldürülmesini “en güçlü ifadelerle” kınadı.

BMGK’ye müdahale çağrısı

Baro, HDK tarafından desteklenen milislerin Batı Darfur eyaleti ve Cuneyne şehrinde savunmasız insanlara karşı gerçekleştirdiği katliam ve soykırımın durdurulması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne acil müdahale çağrısı yaptı.

Sosyal medyada, valinin Batı Darfur eyaletinin Cuneyne kentindeki konutundan HDK mensuplarınca alındığı, ardından da öldürüldüğünü gösteren görüntüler yayınlanmıştı.

Vali Abbeker, kaçırılıp öldürülmeden dakikalar önce Al-Hadas televizyon kanalına açıklamalarda bulunmuştu.

Abbeker, burada yaptığı değerlendirmede, olayların başından beri eyaletteki ordu birliklerinin karargahından çıkmadığını ve sivilleri korumadığını, vatandaşların kendilerini ve ailelerini savunmak için silahlanmak zorunda kaldığını söylemişti.

Batı Darfur eyaletinin, Libya, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile sınırı olduğuna işaret eden Abbeker, eyaletin merkezi Cuneyne şehrinin stratejik olduğunu, HDK’nin da bu yüzden burayı ele geçirmek istediğini belirtmişti.

Vali Abbeker, “Eyalet uzun zamandır sıkıntı çekti ve halen de çekiyor. Binlerce vatandaş soğukkanlılıkla öldürüldü. Bu bölgede soykırım oldu. Bölgede kalan canların korunması için uluslararası toplumun acil müdahalesine ihtiyacımız var. İnsanların yiyecekleri, içecekleri bir şey ve yatacakları bir yer yok.” şeklinde değerlendirmeler yapmıştı.

Kabile çatışmasına dönüşme endişeleri

Vali’nin öldürülmesi, Batı Darfur eyaletindeki çatışmaların kabile çatışmasına dönüşme endişelerini de arttırdı.

Vali’nin mensubu olduğu Afrika kökenli Masalit kabilesi ile çoğu HDK güçlerinin mensubu olduğu Rizeygat gibi Arap kabileleri arasında arazi, otlak ve su kaynakları anlaşmazlığı gibi nedenlerle zaman zaman çatışmalar patlak veriyordu.

Sıcak çatışmaların ve Vali’nin öldürülmesinin husumetli kabileleri iç savaşa çekmesinden korkuluyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Sudan’daki çatışmanın artan etnik boyutu ve cinsel şiddetten ciddi endişe duyduğunu açıklamıştı.

BM Soykırımın Önlenmesi Özel Danışmanı Alice Wairimu Nderitu ise yaptığı yazılı açıklamada, bölgede oluşan güvenlik boşluğunun silahlı gruplar tarafından suistimal edildiğine dikkati çekerek, “Söz konusu grupların Sudan’daki çatışmaya taraf olanlarla bağlantıları nedeniyle etnik grupları hedef aldığına dair iddialar var. Bu saldırılar teyit edilirse savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil eder.” vurgusunda bulunmuştu.

Sudan ordusu, bir zamanlar desteklediği ancak bağımsız ve paralel bir ordu gibi davranması nedeniyle tehdit olarak gördüğü Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK), 2 yıl içerisinde tamamen orduya entegresini istemişti.

HDK’nin ise sivil bir hükümetin ardından yaklaşık 10 yıla yayılan bir süreçte bunu kabul edebileceğini açıklamasıyla başlayan söz savaşı ve gerginlik, 15 Nisan sabahı taraflar arasında başkent Hartum ve çeşitli şehirlerde silahlı çatışmaya dönüşmüştü.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir